


finansal kararlarımızı genellikle “doğru ürün-yanlış ürün” meselesi gibi ele alıyoruz. oysa çoğu zaman asıl mesele, o ürünleri seçerken zihnimizin bize nasıl oyunlar oynadığı. harcarken, biriktirirken ya da yatırım yaparken verdiğimiz kararların önemli bir kısmı bilinçli hesaplardan değil, farkında olmadığımız zihinsel önyargılardan besleniyor.
bu makalemizde, yatırım ve harcama kararlarımızı sessizce yönlendiren bilişsel önyargılara yakından bakıyor; çalışmamızı gündelik finansal reflekslerimizi yeniden düşünmek için değerli bir başlangıç noktası olarak görüyoruz.
yatırım ve harcama süreçlerimizi hesaplamalarımızla birlikte duygularımızın da şekillendirdiğini ifade ettik ve bu duygular içinde bizi etkileyen pek çok bilişsel önyargının bulunduğuna dikkat çektik. şimdi bu önyargıların bazılarından kısaca bahsedip genel çerçeveyi çizelim.
finansal kararlar söz konusu olduğunda, kayıptan kaçınma (loss aversion) belki de en güçlü önyargılarımızdan biri. bunu basitçe ifade etmemiz gerekirse, 100 TL kaybetmenin acısı bizler için, 100 TL kazanmanın sevincinden katbekat fazladır diyebiliriz. başka bir deyişle insanlar, eşit büyüklükteki kazançların getireceği sevinçten ziyade, olası kayıpların yaratacağı rahatsızlığa daha çok duyarlıdır.
bu durum yalnızca yüzeysel bir düşünceden de ibaret değil. konuyla alakalı yapılmış akademik çalışmalara göre bireyler, aynı şartlar altında, eşit miktardaki kazançtan ziyade, eşit miktardaki kayıptan kaçınma dürtüsüyle hareket ediyor. Kahneman’ın meşhur "Hızlı ve Yavaş Düşünme" eserinde de “kesin 900 dolar kazanmak mı, yoksa %90 ihtimalle bin dolar kazanmak mı?” sorusu karşısında çoğu kişinin garanti kazancı tercih ettiği, “kesin 900 dolar kaybetmek mi, yoksa %90 ihtimalle bin dolar kaybetmek mi?” dendiğinde ise bu kez riskli seçeneğe yöneldiği ifade ediliyor. yani evet, bilimsel olarak da “100 TL kaybetmenin acısı 100 TL kazanmanın sevincinden fazla”.
sürü psikolojisi de harcama ve yatırım kararlarımızı etkileyen en önemli bilişsel tuzaklardan bir tanesi. hepimiz sosyal varlıklarız ve çevremizin davranışlarından etkileniyoruz. finansal kararlarımızda da bu sosyal etkinin güçlü bir rolü var. pek çok yatırımcı özellikle hareketli zamanlarda ne yapacağını bilemeyerek “herkes alıyor, ben de alayım” ya da “herkes satıyor, ben de satayım” refleksiyle yanlış hareketlerde bulunmuş olabiliyor. fakat bu kolektif davranış, piyasada varlık balonları oluşmasına veya panik satışlarıyla ortaya çıkan piyasa çöküşlerine zemin hazırlayabiliyor.
gelelim insanın önceliği bugüne verme eğilimine. insan, doğası gereği şimdiki anın çekimine kapılmaya meyillidir. finans dünyasında bugünkü öncelik yanlılığı (present bias) olarak adlandırılan bu durum, gelecekteki kazanç veya kayıplar yerine bugünkü haz ve maliyetlere orantısız bir ağırlık verilmesi olarak tanımlanıyor. basitçe anlatmak gerekirse, bir tercih söz konusu olduğunda insan, gelecekte elde edilecek daha büyük bir faydadan ziyade, daha yakın zamanda elde edilecek küçük bir faydayı tercih etmeye meylediyor.
bir diğer bilişsel tuzak ise aşırı iyimserlik hali. aşırı iyimserlik, geleceğe daima pembe gözlüklerle bakmamıza yol açan, finansal kararlarımızı da etkileyen bir bilişsel önyargı. yatırım dünyasında bu genellikle aşırı özgüven şeklinde kendini gösteriyor. bazı yatırımcılar genellikle ufak bir başarı elde ettikten hemen sonra, kendi bilgi ve becerilerini abartma ve tahminlerinde aşırı iyimser olma meyline giriyor. bu yatırımcıların pek çoğunda aşırı iyimserlik nedeniyle gereğinden fazla alım satım yapıp aşırı risk alma davranışı görülebiliyor ve yine bu yatırımcıların önemli kısmı bu risk yüklenimi sırasında varlıklarının önemli kısmını yitiriyor.
aşırı iyimserlikten bahsetmişken, bir başka bilişsel tuzak olan onaylama yanlılığına (confirmation bias) da değinmeden olmaz. insan zihni, inandığını destekleyecek bilgilerin peşine düşme ve aksi yöndeki verileri görmezden gelme konusunda ustadır. onaylama yanlılığı ise tam olarak bu eğilimi tanımlıyor. bu önyargı yalnızca finansal alanlarda değil, haber okuma alışkanlıklarımızdan tutun da sosyal medyada takip ettiğimiz kişilere kadar, hayatın pek çok alanında karşımıza çıkıyor. finansal kararlarımız da bu yanlılıktan azade değil. bir yatırımcı genellikle, portföyündeki hisse senedi hakkında sadece olumlu haberleri okuyup, o şirketle ilgili olumsuz analizleri görmezden gelebiliyor. ya da kripto para yatırımı yapan biri, düzenli olarak yalnızca belirli forumlarda vakit geçirip, olumsuz sinyal veren kaynaklardan uzak durabiliyor. böylece kişi, kendi oluşturduğu bir yankı odasında yaşayarak, potansiyel riskleri görmezden geliyor.
bireysel finans yönetimi sırasında en sık karşılaştığımız bilişsel önyargılarımızı artık biliyoruz. bunlar finansal kararlarımızda hep arka planda çalışan görünmez birer el gibi. dolayısıyla önce bu önyargıların farkına varmak, ardından da onlarla mücadele edecek stratejiler geliştirmek bizler için önemli.
bu konuda ilk olarak yapabileceğimiz şey kendimizi tanımak ve ne istediğimizi iyi değerlendirmek. geçmiş finansal hareketlerimizi incelemek bu konuda yardımcı olabilir. hangi noktalarda duygularınıza yenik düştünüz? örneğin, erken satış yapıp pişman olduğunuz veya zarar artarken stop loss yapmayıp beklediğiniz için zararınızın arttığı durumlar oldu mu? bu davranış kalıplarının farkına varmak, benzer durumlarda aynı hataları yapmamanızı sağlar. bilinç, değişimin ilk adımıdır.
kendimizi tanıdıktan sonra sırada ne istediğimizi değerlendirmek, yani önceden belirlenmiş bir yatırım stratejisine sahip olmak gelir. neyi hedeflediğiniz, ne kadar kayba tahammül edebileceğiniz veya aylık ne kadarlık tasarruf edebileceğiniz gibi konuları önceden kararlaştırın ve bir plan çıkarın. böylece piyasada anlık dalgalanmalar veya duygusal gelgitler yaşandığında, önceden koyduğunuz kurallar sizi korur. planlı hareket etmek, önyargıların ani dürtülerine karşı en iyi kalkandır.
planınızı belirledikten sonra portföyünüzde istediğiniz tarzda bir çeşitlendirme de yapabilirsiniz. yatırım uzmanları genellikle tüm yatırımınızı tek bir enstrümana bağlamamanızı ve bir sepet yapmanızı tavsiye eder. dengeli bir portföy dağılımı, hem sürü psikolojisi tuzaklarına düşmenizi engeller hem de bir yatırıma aşırı bağlanma riskini azaltır. farklı varlık sınıflarına yayılmış bir yatırım, duygusal baskıyı da azaltır ve daha sağlıklı karar almanızı sağlar.
ayrıca uzun vadeli bir hedef seçerek, kısa vadeli ancak dikkat çekici yanılsamalara kapılmamak için kendinize bu hedefleri sık sık hatırlatabilirsiniz. emeklilik, çocukların eğitimi, ev alma gibi büyük hedefler, kısa vadeli kazanımlardan önce gelir. piyasa dalgalanmaları sırasında paniğe kapılmak yerine, “ben zaten 5 yıl sonrası için yatırım yapıyorum” diyebilmek, hem paniğin hem de aşırı özgüvenin yaratacağı hataları minimize eder.
bilişsel önyargıları tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, farkına varmak ve etkilerini azaltmak mümkündür. geçmiş finansal kararları gözden geçirmek, hangi anlarda duyguların devreye girdiğini görmek önemli bir adımdır. önceden belirlenmiş bir stratejiye sahip olmak, çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturmak ve uzun vadeli hedefleri hatırlamak, ani ve duygusal tepkilere karşı koruyucu bir çerçeve sunar.
bu nedenle finansal okuryazarlık yalnızca ürünleri ve oranları bilmekten ibaret değil, kendi düşünme alışkanlıklarını tanımayı da içeriyor. bu yaklaşım, finansal kararların çoğu zaman doğru üründen önce doğru farkındalıkla başladığını hatırlattığı için önemli bir noktaya parmak basıyor.
bu yazı, finansal kararları bilinçli almayı önemseyen iki kurumun, getirfinans ve Aposto’nun ortak çalışmasıdır.
17 Şubat 2026
12 dk okuma